O külodu o popoya giydirdim!

Efendim, babam biz küçükken, akşam uyku saati geldiğinde (GÜYA) eşek olurdu, biz ablamla sırtına binerken babam da “MARŞ TURŞ YATAĞA…” diyerek, bizim uykuya gidiyor olduğumuzu müjdeleyen zafer bestesini seslendirirdi.

 

 

Biz tabi her şeyde olduğu gibi bunu da devşirdik. “MARŞ TURŞ TUVALET” dedik ama lütfen tuvalet, koltuğun kenarı, perdenin ucu, yerler, sehpanın üzeri değil! TU-VA-LET!

 

 

Aslında çabalarımız taaaaa o zaman başlamıştı, şimdi anlatacaklarımdan daha acı bir tecrübe de yaşamıştık üstelik şurada kısaca bahsettiğim gibi, sevinç çığlıkları attığımız tuvalet maceralarımız da oldu evet ama dün ilk defa (10.02.2013) bildiğimiz külot ya da tuvalete alıştırma külotu ile geçti tüm günümüz.

 

 

Tüm gün evde olacağımızın ve midemin azıcık daha az bulanmasının verdiği cesaretle o külodu o popoya giydirdim. Tam olarak pişman değilim, zira günün sonunda, sağa sola işeyen ve biraz da şaşkın Eren, yine çişini tuvalete yapmadı ama en azından çişini yaparken tuvalete koşuyordu. Bu da bir şey…

 

 

Şöyle başladı; sabah tuvalete oturttuğum Eren’e, odasında külot giydirdim ve dağıldık; ben mutfağa o salona…

 

 

Sonra kardeşim Osmaner’den bir ses geldi “Ereeeeen hayır oraya değilllllll”, ben “N’oldu?” diyene kadar çiş akmış yolunu bulmuştu, bildiğiniz evi geziyordu. Çorapları cılk çiş, şap şap koşuyordu Eren…

 

 

“Neyse tabi olacak” diyerek, Eren’i tuvalete havale ettik, ben yerleri sildim, ablam şoku atlatmaya çalıştı vs.

 

Kıyafetler değişti, Eren’e, ablam tarafından tekrar ültimatom verildi “Teyzeciğim, çişin gelince ne yapacaktın? Anneeeee çişim geldi deyip tuvalete koşacaktın değil mi teyzem?” diyerek Eren’in salladığı kafayı onay sayarak tuvaleti terk etti ablam ve ablamdan devraldığım Eren’i tertemiz giydirdim. Bu arada sürekli soruyoruz tabi “Çişin var mı anneciğim? Çişin geldi mi Teyzem? Tuvalete gidelim mi Eren?” gibi ama hiçbirinde “Evet” yanıtı alamadan beklemeye geçmek durumunda kaldık.

 

 

Genellikle önce evin bir bölümünü pisledikten sonra yanımıza geldi ya da biz gittik yanına, baktık ki etraf göl… Sonra, “Çişş” diye ses çıkarıp öyle işedi etrafa, en sonunda da, azıcık işeyip “Çiiişşşş” diye bağırarak yanımıza geldi ve tuvalete koşmaya başladık hep birlikte. Bu en sonuncusu hele var ya, nasıl bir mutluluk, gurur kaynağı oldu bizim için. Tamam, bir kısmını yine evin orta yerine yapmıştı ama neticede bizim yanımıza gelerek kendi haber verdi ve biz söylemeden tuvalete koşmaya başladı.

 

 

 

Değiştirdiğimiz kıyafetin, külodun, çorabın haddi hesabı yok. İşediği yerler ise sırasıyla; salonun girişi, koltuk, salonun ortası, yine salonun ortası… vs.

 

 

Böylelikle;

Tuvalet: 2 damla

Ev: 1500

Ben: Bi dünya

 

 

Yani, dün tüm günümüz tuvalette, elimizde bezlerle kah yer silerek kah koltuk silerek, kah makineye çamaşır atarak geçti. Tuvaletle ilişiğimiz daha samimi boyutlara ulaştı. Çok zorlandık, hatta ablam olmasaydı ben ne yapardım a dostlar? ama sonuç itibariyle yeni bir döneme başladık ve Eren bunu farkında. Yarın değilse de sonraki gün, bir gün kupkuru gidecek o tuvalete değil mi?

 

Tuvalete alışsın, daha sırada iki alışkanlık var vazgeçireceğimiz.

 

 

Gazamız mübarek olsun ama lütfen kardeşi doğmadan olsun…

 

 

 


Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*