Tuvalet, çiş, kaka… Aynı tantana

Efendim, bizim tuvalet eğitimi meselesi sanırım çözüldü. Nasıl oldu da oldu? Vallahi ben de yazarken göreceğim. Şimdi sorsan şak diye “Bilmem, oldu işte öyle…” derim ama hakkımı yerim çiğ çiğ, yani bir hakkım varsa, zira Eren çişini tutmasa, kakayı da tutmasa, ben ne yapsam halimiz kakaydı, çişti, sinir, stresti.

 

 

 

 

 

Ama bir anda, anlamadan, aynı yatağına alıştırmaya çalıştığımız zaman olduğu gibi, anlamadan oluverdi. Demek zamanı gelmiş. O zaman da, artık uyku saati gelip çattığında, kendiliğinden, kendi odasına yürüyordu ayakları. “Vayy anasını” demiştim. Tuvalet eğitimine 2 parti başladığımızda da, ufak tefek kaçırmaların sonunda, tutmaya, tuvalete götürdükçe yapmaya, uykusunda bile tutmaya başladı.

 

 

 

 

 

 

 

Tüm süreci anlaticiiiiim tabi;

 

 

 

 

 

 

Öncelikle sokağa çıkmak bir kabustu, ilk çıktığımızda Allah’tan Yasin yanımdaydı, zira yanımda ablam da olsa onu ya ben ya Yasin tuvalete götürmeliydik bu ilk günlerde (BANA GÖRE). Çok hassas bir geçiş süreci ve en ufak hata bile istemiyordum, belki bu nedenle… Neyse, o ilk gün, Darıca’ya gitmiştik ve hayvanat bahçesinin tüm tuvaletleri ziyaret edildi. İlk tuvaleti ben yaptırdım, belim ayrılıyordu yemin ederim. Çocuğu sırtından kucaklayıp, iki bacağını çatalda gibi açıp, eğik vaziyette, 4 dk. kadar bekledim, bu sırada Eren “Aneeee düşüyoruuuum” dedi ama o tamamen bir yanılsamaydı. Sonra nasıl doğruldum bir ben bir de Allah biliyor ama işedi mi? İşedi! Sonraki tüm partileri Yasin halletti, kah tuvalete, kah her yere işedi ama yılmadık. Yanımızda bilmemkaç paket kullan at naylon alezlerden vardı. Yarısı yolda, yemekte tükendi tabi. Puset, oto koltuğu, her yer alez…

 

 

 

 

 

 

 

Gel zaman git zaman bir gün Adapazarı’ndaki köyümüze gideceğimiz tuttu, yine her yer alez ama bu sefer yukarıda anlattığım ilk günden çok çok daha iyiyiz, bir kere ben daha tecrübeliyim, bu çok mühim! 1 pet şişe boşalttım ve hazır bekliyorum. Her su içtikten 10 dakika sonra sağa çekiyoruz, kemer açılıyor ve neden bu çişi pet şişeye yaptığımızın açıklamasıyla pipi ile pet şişeyi buluşturup, işemesi için beklemeye geçiyoruz. Bu arada oto koltuğundaki bir çocuğun pet şişeye işemesi, ha döküldü ha dökülecek bir durum. Hatta araç hareket halindeyse, tam o esnada gaz pedalına yapılacak küçük bir dokunuş, tüm çişi geri boca edebilir. Sırf bu işler için kıvrımlı petler üretilse… Neyse, yol boyunca o hiç “Çişim geldi” dememişti, hep ben tuttum pet şişeye ya da molalarda tuvalete ama tam köye varacakken “Anne çiş” deyiverdi, boş pet şişe de bitmişti, ablamla aynı anda diktik suları kafamıza, önce ablam bitirdi ama çok geçti, çocuk dayanamadı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Tüm süreç için söyleyebilirim ki, “Tuvaletin geldi mi?” gibi bir soru sormamaya özen gösterdik, illa soracağımız tutunca da, kulağına, kısık sesle sorduk ve her zamanki gibi “Hayır” cevabımızı aldık, ona ağzımızın payı da diyebiliriz bak.

 

 

 

 

 

 

 

“Şimdi tuvalet yapma zamanı” en popüler cümlem oldu bu süreçte. “Hayır ben tuvalet yapma zamanı istemiyoooooruuuum.” ya da “Hayır ben çiş yapmak istemiyooooruuum” ya da “Benim çişim yok anneeeeee” de Eren’in en popüler cümleleri oldu. “Evet, çişin olmayabilir ama bazen oturunca geliyor” ya da “Benim de bazen çişim gelmiyor ama oturunca yapıyorum” da diğer yardımcı cümlelerimdi. Her zaman değil ama genellikle de tuvalete gittiğimizde çişini yaptığını fark edince, herhalde söylediklerime ikna oldu ve diğer popüler cümlelerle iletişimimizi sürdürmeye başladık.

 

 

 

 

 

 

Derya: Şimdi tuvalet zamanı!

Eren: Tamam ben scooterımla gelicem annee

Derya: Hmm.

Derya: Tamam artık scooterını park et ve gel. (Bu sırada tuvaletteyiz)

 

 

 

 

 

Derya: Şimdi tuvalet zamanı!

Eren: Ben çiş yapmak istemiyoruuuuuuum…

Derya: Scooterinle mi gelirsin, yürüyerek mi?

Eren: Scooterımla

Derya:!!!

 

 

 

 

 

Derya: Şimdi tuvalet zamanı

Eren: Aneeee biberonumu, filimi, kayu tipakımı da alabilermiiiiiiiiiiiiiiiiiiim?

Derya: Oğlum biberon olmaz, diğerlerini al hadi.

Eren: Biberonumu leleboya koycam (Lavabonun kenarına)

Derya: Tamam Eren hadi.

 

 

 

 

 

Böyle böyle derken, biz ya scooterla, ya kitapla ya da fille gidiyoruz tuvalete, onu oturttuktan sonra ben hemen çıkmaya çalışıyorum, ki tuvalette yalnız olması gerektiğini anlasın ama bazen çıkarmıyor beni, “Yakaladım” deyip, yaka paça içeri sokuyor, karşısındaki sandalyeye oturuyorum ve göz teması kurmamaya çalışarak, etrafıma bakınarak işini görmesini bekliyorum. Babası da öyle.

 

 

 

 

 

Tuvalette oturduğu sürece, eğer elleri dolu değilse ya da önceden önlemimi alıp tuvalet kağıdını çocuğumun ulaşamayacağı noktaya koymamışsam, tuvalet kağıdına yazık edene kadar uğraşıyor. Tüm tuvalet, tuvalet kağıdı oluyor.

 

 

 

 

 

İşi bitince, tuvalet kağıdıyla temizliğini yapıp, sifona basıp, adaptörünü yerine koyup (Bu vazifeyi kendi edindi, hatta oturmadan önce adaptörünü de kendi koyuyor) ellerini yıkamak üzere sandalyesine çıkıyor, ellerini yıkayıp, kendine ait havluya kuruluyor ve görev tamamlanıyor. Bu el yıkama meselesi başlarda sıkıntı yaratıyordu “Ellerimi yıkamak istemiiiiiyoooorummm” diyordu ama tik gibi sürekli tekrarlayan hareketleri, pes etmeden yaptıkça, o da otomatik tuvaletten sonra sandalyesine çıkıveriyor. Anaaaaam ne mıtlı 🙂

 

 

 

 

 

 

 

Şimdi bi posta “Maşallah” derseniz pek makbule geçer kardeş.

 

 

 

 

 

Tüm tuvalet eğitimi sürecinde Prof. Bengi Semerci ile bir araya gelmemizin meyvelerini yedim yuttum, hatta o yazıyı Yasin de okumuştu, böylece iyi kotardık.

 

 

 

 

 

 

 

Gece, Eren uyuduktan sonra (Tabi yine yer gök alez), biz uyuyana kadar geçen zamanda, Eren’i tuvalete götürdük uykusunda. Bildiğin, kafası avucumuzda uyumaya devam etti ama tuvalete oturunca da işedi, hem de ne… Demek sistem çalışmaya başlamıştı!!! Hmmmm. Yine de garantici tarafımız ağır bastı, biz yatarken bezi taktık ama yok, (Bir posta daha maşallah) bez sabah da kuru!!! Hatta yanımıza gelip “Anne ben bes istemiyooorum, kilot istiyorruum, kilodum nerde?” gibi serzenişte bulununca “Aaaaa evet annecim çok haklısın” diyebildim sadece. Dün sabah ise, bezini kendi çıkarmış, kırmızı külotu elinde, bayrak gibi sallaya sallaya bizim odaya girdi. Sanırsın fener alayı. Bundan kelli, dün gece bezi hiç takmadık. Tereddütlerim vardı ama ne de olsa bir gün olacaktı.

 

 

 

 

 

 

…ve evet, sabah kupkuru geldi odamıza.

 

 

 

 

 

1-2 gündür, “Şimdi tuvalet zamanı…” demek yerine, Eren’den sinyal gelmesini bekleyebiliyorum, neden? Çünkü çocuk çişi gelince ya kıvranıyor, ya “Anne çiiiiş geliyormuuş” diyor. Bu günleri de gördük çok şükür.

 

 


 

İşte böyle…

 

 

 

 

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

2 yorum

  • Tebrıkler derya…

    Uzay basarmıs gıbı sevindim Eren için.. Darısı basıma :))
    Doğumdan once bunu halletmesi süper oldu, rahatlamıssındır sen de biraz artık :))

    opuyorum

    Cevap Yaz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*