OTİSTİKLER İÇİN DİYET LİSTESİ

Yine, Prof. Ahmet Aydın‘ın hazırladığı, otizmliler için önerdiği diyeti, (geçenlerde benim de edindiğim ve hatta sosyal medya hesaplarımda paylaştığım)  bu sefer tüm detaylarıyla aktarmak istedim.

 

 

Biliyorum ki bu diyet, bir yığın araştırmanın, otizm üzerinde titizlikle eğilmenin kıymetli ürünlerinden. Benim için çok kıymetli notlar.

 

 

 

Çare olması dileğiyle…

 

 

 

 

 

 

KAZEİNSİZ-GLÜTENSİZ DİYET

 

  • Otistik hastaların en az %85’inin sindirim fonksiyonları ağır metal ve diğer toksinlere bağlı olarak bozulmuştur.
  • Bu nedenle kazein (süt pıhtısı, peynir, yoğurdun susuz bölümü), glüten (buğday proteini) ve soya, protein yapısındaki büyük moleküller sindirilerek en küçük birimleri olan amino asitlere parçalanamazlar ve bu şekilde kana geçerek bağışıklık sistemi ve beyinin işleyiş tarzını bozarlar.
  • Bu gıdaların sindirilmemiş protein parçaları kana geçtiklerinde morfin etkisi göstererek (vücutta az miktarda üretilen) serbest morfin miktarını artırırlar.
  • Bu dış morfin bileşikleri (ekzorfin) nerdeyse bütün otistiklerde görülen göz teması kaybı ve öğrenme becerisinde azalma, hiperaktivite, sterotipik hareketler ve self-mütilasyon (kendine zarar verme) gibi belirtilerin oluşumunda büyük pay sahibidirler.
  • Diyet ile bu morfinlerin kan düzeyi azalmakta ve klinik bulgular da aynı oranda hafiflemektedir. Otistik hastaların üçte ikisi, kazeinsiz-glütensiz diyetten fayda görmektedir.
  • Glüten/kazeini birdenbire kesmek yoksunluk sendromuna yol açabilir (morfin bağımlılığı gibi). Zaten otistiklerin birçoğunda glütenli (buğday unundan yapılmış) ve /veya kazeinli (sütten yapılmış) gıdalara aşırı bir düşkünlük vardır.
  • Düşkünlük olanlarda diyetin etkisi çok daha barizdir.
  • Yoksunluk belirtileri oluşabileceğinden iki diyete aynı anda başlamak doğru değildir.  İlk önce diyetten kazein çıkartılır. Diyet genellikle iki hafta içinde olumlu etkisini gösterir. Kazeinin vücuttan tam olarak temizlenmesi ise 1-2 yılı alır.
  • İnek ve koyun sütü ve ürünleri (yoğurt, kefir, peynir vb.) tüketilmemelidir.
  • Tereyağı, kaymak yenilebilir.
  • Kazein alerjisi olmayanlar klasik usulle yapılmış yoğurt, peynir ve kefir tüketebilir. Kefir, yoğurt suyu ve lor peynirinde kazein son derece düşüktür. İçerdiği kazein ise büyük ölçüde probiyotiklerin ürettikleri enzimlerle parçalanmıştır.
  • İnek ve koyun sütünde A1 tipi kazein vardır ve bu kazein, kazomorfine dönüşür. Oysa insan, at, deve ve keçi sütünde A2 tipi kazein vardır ve böyle bir dönüşüm daha az olmaktadır. Ama mümkünse başlangıçta bu sütler de tüketilmemelidir.
  • Glütensiz diyete kazein diyetinden 2-4 hafta sonra yavaş yavaş başlanır. Glütenin diyetten çıkartılması 1-3 ay içinde tamamlanmalıdır. Glütensiz diyetin etkisi geç başlar; en erken üç ayda görülür ve vücuttan tam olarak temizlenmesi de 1-2 yılı alır.
  • Glütensiz diyeti uygulamak zordur. Çünkü unlu mamuller dışında birçok hazır gıda içinde gizli bir şekilde bulunur.
  • Otistikler glüten içeren buğday, çavdar ve yulaf gibi tahıllar ve bunlardan yapılan mamuller (ekmek, kek, kurabiye, bulgur, makarna, erişte, şehriye, tarhana, un çorbaları) tüketilmemelidir.
  • Mısır, karabuğday, pirinç ve glütensiz undan yapılan mamuller ise serbesttir. Genetiği değiştirilmiş mısır yenmemelidir.
  • Ekşi mayalı, tam buğdaydan yapılan köy ekmeği düşük glütenlidir.
  • Pirinç, glütensiz un ve mısır da aşırı tüketilmemelidir; hızlı emilen şeker miktarları yüksek olduğu için insülin direncini arttırarak çağımızın gizli vebası denilen metabolik sendroma sebep olurlar.
  • İstanbul Halk Ekmek çok ucuz fiyata glütensiz ekmek, un ve kurabiye satmaktadır. Ayrıca büyük marketlerde yurt dışından getirtilen makarna ve şehriye gibi ürünler de mevcuttur.
  • Gıda alerji testleri(IgG4 tipi York, ImmuPro vb) negatif çıksa bile diyet yararlı olabilir.
  • Süt, buğday, yulaf, çavdar ve soya gibi gıdaların diyetten çıkarılmasının hiçbir zararı (vitamin, mineral eksikliği) olmadığı gibi bir yığın yararı da vardır.

 

Glütensiz-kazeinsiz diyete nasıl başlanmalı?

 

Glüten ve kazein diyetten çıkartıldığında istenmeyen yoksunluk belirtileri olabileceğinde her iki diyete aynı anda başlanmaz. Biz önce kazeinsiz diyete başlatırız. Diyetin başında inek, manda ve koyun sütü kesilir. Bunların yerine daha az kazeinomorfin içerdiğinden önce keçi sütünden yapılmış, yoğurt, kefir ve peynir gibi fermente ürünleri verilir. (Sütü, süt olarak hiçbir çocuğa önermiyoruz). 3-4 hafta içinde keçi sütü ürünleri yavaş yavaş azaltılarak kesilir. Diyet genellikle üç-dört hafta içinde olumlu etkisini gösterir. Kazeinin vücuttan tam olarak temizlenmesi ise 1-2 yılı alır.

 

Glütensiz diyete daha az glüten içeren ekşi hamur ekmeği ile başlanır. Bu arada yemeklere un konulacaksa glütensiz unu kullanılır. 1-2 ay içinde ekşi hamur ekmeği yavaş yavaş azaltılarak kesilir ve tamamen glütensiz ekmeğe geçilir. Diyetin olumlu etkileri birkaç ay içinde görülmeye başlar. Yoksunluk belirtileri kazeindeki kadar ağır olmaz. Kandaki glüten moleküllerinin temizlenmesi de yaklaşık 1-2 kadar sürer.

 

Glütensiz-kazeinsiz diyet ne zaman kesilir?

 

İdeali iki yıldır. Ama en az bir yıl uygulanmalıdır. Önce kazeinsiz diyet bozulur. Ama bu sırada uykusuzluk, kızgınlık, aşırı endişe, yorgunluk, gece ve gündüz terlemeleri, aşırı hareketlilik, kabızlık, ya da ishal, sızlanma, mide sorunları, algılamada bozukluk gibi otistik davranışlarda geri dönüşler ortaya çıkarsa diyete yeniden başlanır ve birkaç ay sonra tekrar bir deneme yapılır. Daha sonra da aynı şekilde glütensiz diyet bozulur.

 

SÜT NİÇİN KEMİKLERİMİZ İÇİN İYİ BİR KALSİYUM KAYNAĞI DEĞİLDİR?

 

  • Çocuklarına kazeinsiz diyet uygulayan ebeveynler çocuklarında kalsiyum eksikliği olacağından endişe ederlerse de bu doğru değildir. Mesela Çinliler ve Japonlar süt ve süt ürünü tüketmezler ama kemik erimesinin en az görüldüğü coğrafyalardır.
  • Sütte kalsiyum yüksektir (120-130 mg/dL), fakat kalsiyum/fosfor oranı 1:1 gibi yüksek olduğu için iyi emilmez
  • Anne sütünde 2:1 olduğu için kalsiyum içeriği düşük bile (30 mg/100 mL) olsa emilimi mükemmeldir ve kalsiyum eksikliğine neden olmaz.
  • Süt ve süt ürünlerindeki kalsiyum/magnezyum oranı yaklaşık 8:1 ile 12:1 arasında değişir.Normalde kalsiyum/magnezyum oranının 2:1’den fazla olmaması gerekir. Fakat birçok yeşil yapraklı sebzede kalsiyum/fosfor ve kalsiyum/magnezyum oranları oldukça uygundur (Bkz. Konu 10, Tablo 4).

 

ETLER

 

  • Yağsız olmamalı, fazla pişirilmemelidir (kızartma değil, ızgara).
  • Kırmızı et (tercihen yemlenen değil, otlayan hayvan eti), klasik sucuk, kavurma, pastırma vb. serbesttir. Katkı maddelerinden dolayı salam-sosis tercih edilmemelidir.
  • İddia edilenin aksine kırmızı et yemek koroner kalp hastalığına neden olmaz.
  • Etin az yenmesi B12 vitamini, karnitin, koenzim Q10 ve bazı esansiyelamino asit eksikliklerine yol açabilir. Bu eksiklikler başka organlarınız gibi kalbinize de zarar verir.

 

Beyaz et

 

Tercihen köy tavuğu ve diğer özgür dolaşan kümes hayvanları (kırmızı renktedirler)  yenilmelidir. Çiftlik tavuğu gün yüzü görmez; çeşitli hormonlarla hızlı büyütülür ve yediği yem doğal değildir (açık renktedirler); toksin içerir; tadı kötüdür. Çiftlik tavuklarının avantajları ucuz olması ve çabuk pişmesidir.

 

Balık

 

  • Ağır metal zehirlenmesi riskini azaltmak için küçük balıklar tercih edilmelidir. Balık kılçıkları yenmemelidir. Buğulama yapılmadan önce kılçıklar ayıklanmalıdır.
  • Balık çiftliği balıkları ilaçla ve suni yemlerle beslenmeleri, tatlarının kötü olması ve çevreyi kirletmeleri bakımlarından sakıncalıdırlar.
  • Midye, istakoz, karides gibi deniz ürünleri daha fazla toksin içermesi nedeniyle mümkünse hiç yenilmemelidir.
  • Yüksek klorofil içerdiği için ağır metalleri bağlayan deniz börülcesi ve deniz yosunları (kolerella veya spirullina) serbesttir.

 

 

 

Sakatatlar

 

  • Sakatatlar hayvani gıdaların en değerli bölümleridir.
  • Fakat veteriner gözetiminde kesilmiş hayvanların sakatatı yenmelidir.

 

YUMURTA

 

En kaliteli protein kaynağıdır. Köy yumurtası yenmelidir. (Özgür dolaşan tavuklar!). Günde 1-4 adet yenilebilir. Tercih sırasına göre;

1. Çiğ (enfeksiyon olmadığından eminseniz! Kabuğu sağlam, pis kokmuyor ve suya konduğunda yüzmüyorsa yumurta çok büyük bir olasılıkla temizdir)

2. Rafadan

3. Lop

4. Kızartma (mümkünse yenmemeli, yenilecekse, zeytinyağında ya da tereyağında yapılmalı ve önce akı pişirilmeli, sarısı ayrıca çiğ olarak eklenmeli)

 

Yumurtanın yararları

  • Görmede azlığına yol açan maküler dejenerasyonu azaltır (lutein)
  • Kolesterolü düşürür(kolin)
  • Amino asitlerden zengindir.
  • Bellek ve öğrenme kapasitesini artırır (kolin)
  • Asetilkolini artırır
  • Yumurta sarısı kalsiyumdan ve karotenoidlerden zengindir
  • Çinko içeriği yüksektir
  • Magnezyum içeriği yüksek (migren, fibromiyalji vb.)
  • Antioksidan ve antienflamatuvardır.
  • Omega-3’ten zengindir (Özgür dolaşan tavuklar!)
  • A, D, E, K vitaminleri, demir, selenyum, riboflavin ve niasinden zengindir.

 

SEBZELER VE YEŞİL YAPRAKLILAR

 

  • Daha çok çiğ tüketilmelidir (salata tarzında).
  • Koyu yeşil yapraklılar K vitamini, kalsiyum ve magnezyumdan zengindir (kemik erimesinin önlenmesi!) ve ayrıca omega-3 yağ asidi içerir.
  • Doğal yetiştikleri için yabani otlar (ebegümeci, kuzukulağı, ısırgan otu, semizotu, labada vb) mükemmeldir.
  • Semiz otu sebzeler içinde en önemli omega-3 kaynağıdır.
  • Havuç ve patlıcan da şeker içeriği yüksek olduğu için aşırı tüketilmemelidir.
  • İdrar okzalat düzeyi yüksek olanlar okzalattan zengin gıdaları daha az tüketmelidirler (Bak ek 2)
  • Ispanak, kırmızı turp, kırmızı lahana betain açısından zengindir; konuşmaya yardımcı olabilir.
  • Sebzeler ne kadar yeşilse o kadar klorofil içerir ve o kadar çok ağır metal ve toksin temizler.
  • Her mevsimin sebzesi zamanında yenmelidir.
  • Brokoli, karnabahar, beyaz lahana, kırmızı lahana ve kara lahana gibi kükürtten zengin sebzeleri yiyerek ağır metal ve diğer toksinlerin temizlenmesine yardımcı olabilirsiniz.
  • Patates kızartması kesinlikle yenmemelidir. Sebze yemeklerinin içine az miktarda patates konulabilir (yüksek şeker içeriği).

 

SARIMSAK-SOĞAN

 

  • Sarımsak: Hücreleri paslanmaktan koruyan (antioksidan) en önemli yiyeceklerden biridir.
  • Her gün en az iki diş yenilmelidir. Sarımsağı ezin (yutmayın) ve en geç 1 saat içinde tüketin.
  • Sarımsak haplarının kokusu yoktur, fakat doğal şekli kadar faydalı değildir.
  • Kükürtlü bileşikler içerdiği için aynı zamanda ağır metal boşaltımına da yardımcı oluyor. Kükürtlü amino asitler otistiklerde genellikle düşük olmaktadır.
  • Soğan da yüksek kükürt içeriği ile en az sarımsak kadar değerlidir. Her ikisinden de bol miktarda yenmelidir.
  • Fakat kükürt içeriği yüksek sebzeler, bağırsak mantarı olan otistiklerde mantar üremesini artırdığı için huzursuzluk ve saldırganlığa neden olabilir.

 

MEYVELER

 

  • Kayısı, üzüm, muz, gibi şeker içeriği yüksek meyveler sınırlı yenmelidir.
  • Az şekerli meyveler (kivi, yaban mersini vb) daha çok yenilebilir (tazesi tercih edilmeli).
  • Elma, üzüm ve çilek gibi fenol içeren meyveler fazla tüketilmemelidir.
  • Meyve kurularının aşırı şeker içerdiklerinden mümkünse yenmemelidir. Ama yenilecekse küflü olmamasına dikkat edilmelidir.

 

ZEYTİN

Son derece sağlıklıdır. Fazla tuzlu ise tuzu çıkartılmalıdır. Daha çok yeşil zeytin tercih edilmelidir.

 

BAKLAGİLLER

 

  • Sindirimi bozucu etkilerinden dolayı nohut, fasulye, mercimek, bezelye, börülce vb. gibi baklagiller haftada 2-3 kereden fazla yenmemelidir.
  • Baklagiller 8 saatte bir suyu değiştirilmek üzere 48 saat suda bekletilmeli ve ağır ateşte  (mümkünse güveçte) ya da düdüklü tencerede pişirilmelidir.

 

Soya

  • Söylendiği gibi sağlıklı bir yiyecek değildir.
  • Protein sindirimini ve bağırsaktan kalsiyum, demir ve çinko emilimini azaltır (fitatlar).
  • Tiroid hormonu sentezini bozar.
  • Erken ergenlik belirtileri, otizm, kısırlık ve adet düzensizliklerine yol açabilir. Diğer zararlar;
  • D vitamini eksikliği
  • Osteoporoz
  • Hazımsızlık
  • Bağışıklık yetersizliği
  • Bunama
  • Kanser
  • Kalp kası hastalığı
  • Soyanın Çin ve Japonya gibi yüksek nüfuslu Uzakdoğu ülkelerinin, en fazla tercih ettiği gıda olduğu ve onların yaşam sürelerini uzattığı iddiaları çok eksik ve yanlıştır.
  • Soyanın total kalori içindeki payı genellikle %5’i geçmez. Ayrıca Uzakdoğulular soyanın fermente ürünlerini (miso, soya salçası, natto, tempehvb) yerler. Soyanın fermantasyonu soyanın birçok olumsuz etkisini giderebilmektedir.
  • Ama piyasada satılan ve yüzlerce yiyeceğin içinde bulunan soyanın (tofu , soya sütü, soya yoğurdu, soya dondurması, soya proteininden yapılmış salam, sosis gibi et çeşitleri) çoğu fermente değildir. Paketinin üzerinde açıkça yazmamasına karşın birçok hazır gıdanın içerisinde giydirilmiş olarak soya bulunmaktadır.
  • Başta hamileler, çocuklar ve kanserliler olmak üzere herkes soya preparatlarından uzak tutulmalıdırlar. Soya çok az yenilmeli, yenilecekse az miktarda fermente soya ürünü ya da soya filizi yenilmeli.

KABUKLU KURUYEMİŞLER

  • Ceviz, fındık, fıstık, ayçiçeği, kabak çekirdeği, badem vb. kuruyemişler yenilebilir.
  • Lif ve minerallerden zengindir.
  • Ceviz omega-3 de içerir.
  • Günde 1-2 avuç kuru yemiş (50-100 gram kadar) oldukça yararlı.
  • Kuruyemişler aşırı yenilmedikçe şişmanlatmaz.
  • Çiğ ve fazla tuzlu olamayanı tercih edilmeli.

 

YAĞLAR

  • Yağ kısıtlaması vücut için zararlıdır. Mükemmel bir gıda olan anne sütünün kalorisinin %55’inden fazlası yağlardan gelir. Bu yağların büyük bölümünü doymuş yağlar ve kolesterol oluşturur. Sanılanın aksine yağı az, dolayısıyla şekeri fazla yiyecekler insanları daha çok acıktırır ve daha çok şişmanlatır!

 

Margarin

  • Kimyasal bir ürün olup insan vücudunu yozlaştırır (içerdikleri trans yağ asitleri dejeneratiftir).

 

  • Son yıllarda bazı margarinlerde trans yağlar çıkartılmıştır. Onun yerine interesterifikasyon denilen ve yine zararlı olan bir yöntem kullanılmaya başlanmıştır. Margarinlerin kolesterol içermemeleri bir üstünlük değil zaaftır. Zaten bitkisel kaynaklı yağların hiçbiri kolesterol içermez. Kesinlikle yasaktır!

 

Tohumlu sıvı yağlar

  • Ay çiçek yağı, pamuk yağı, mısırözü yağı, soya omega-6’dan zengin çoklu doymamış yağ asitleridir.  Omega-6/omega-3 dengesini, omega-6 lehine bozuyor. Sıcak presten çıkan bu yağlar, dokuları yıpratıcı (dejeneratif) trans yağlar özellikleri de var. Kullanılmamalı ya da çok az kullanılmalı.
  • Kanola ve fındık yağı yapı olarak zeytinyağına benzerler fakat sıcak preslenmiş yağlar (trans yağlar) olduğu için zararlıdır.

 

Zeytinyağı

  • Halis sızma olanlar tercih edilmeli (soğukta donar).
  • Salatalarda ve zeytinyağlı yemeklerde kullanılmalıdır. Bütün yemekleri zeytin yağla yapmak doğru değildir.
  • Riviera sıcak preslenmiş zeytinyağı olduğu için tercih edilmemelidir.

 

Hayvani yağlar (doymuş yağlar)

  • Sıcağa en dayanıklı yağlardır. Trans yağ asitleri oranları düşüktür. Sıcak yemeklerde tercih edilmelidir.
  • Tereyağı: Mükemmeldir. Mümkünse özgür otlayan hayvanların yağı (köy tereyağı) yenilmelidir.
  • Tereyağının piyasada sahtesi çoktur (margarin üzerine giydirilmiş). Sahtesi dışarıda bırakıldığında geç erir, bıçakta fazla leke bırakır.

 

Tereyağının yararları

  • En iyi A vitamini kaynağıdır.
  • Yüksek oranda antioksidan (kolesterol, A vitamini, E vitamini ve selenyum) içerir.
  • Konjügelinolenik asitten (CLA)zengin olup, antienflamatuvar, antialerjik, antikansorejenik ve şişmanlamayı azaltıcı etkileri vardır.
  • İyi bir iyot kaynağıdır.
  • Diş çürükleri ve osteoporoz riskini azaltır.
  • Lesitinden zengindir.

 

Urfa yağı

Tereyağı gibi yararlıdır.

 

Kuyruk ve iç yağı

Tereyağı gibi yararlıdır.

 

Hindistan cevizi yağı

Ülkemizde fazla bulunmaz ama faydalı bir yağdır.

 

BALIKYAĞI

  • Hayat iksiri! Büyük ölçüde omega-3 yağ asidi içeriyor.
  • Bebeğinden, hamilesinden, gencine ve yaşlısına kadar herkes kullanmalıdır.
  • Aktif madde (EPA+DEHA) olarak günde yaklaşık 1000mg kadar kullanılmalıdır. Müzmin depresyon, kalp ve romatizma hastalıklarında ve otizmde bu miktar hastanın kilosuna bağlı olarak hekim kontrolünde 3000-4000mg’a kadar çıkartılabilir.
  • Balıkyağı şişmanlatmaz. Kolesterol ve trigliserit gibi yağları düşürür.
  • Balıkyağı yaz-kış kullanılabilir.

 

KIZARTMALAR

  • Vücut hücrelerini paslandırdığı için zararlıdırlar.
  • İllaki yenilecekse tereyağı veya zeytinyağı ile yapılmalıdır.
  • Kızartmaların zararlı etkilerini azaltmak istiyorsanız yanında sarımsaklı yoğurt ve yeşillik yiyin.

 

 

 

ÇAY

  • Bütün çay çeşitleri çok yararlıdır. Şekersiz içilmelidir.
  • 5-10 dakika demlendikten sonra hemen içilmelidir. Daha fazla beklerse antioksidan değeri azalır.
  • Makine çayları içilmemeli. Sarkıtma çay tercih edilmemelidir.

 

Siyah Çay-Yeşil çay

  • Yeşil çayda bol miktarda kateşinler adı verilen flavonoidler bulunur.
  • Siyah çay yeşil çayın harmanlanması ile elde edilir.
  • Yeşil çay (kateşinler) ile siyah çayın (teaflavinler) antioksidan kapasitesi arasında bir fark bulunamamıştır.

 

Kahve

  • Kahve-nestkahve-kapuçino: Arada bir içilebilir
  • Türk kahvesi: Günde 1-3 fincan içilebilir.

 

TURŞU

En önemli probiyotik kaynaklarından biri turşulardır. Mesela lahanayı ele alalım, bu sebzeyi ancak 2-3 ay taze bir şekilde yiyebilirsiniz. Ama lahanayı turşu yaparsanız bütün bir yıl boyunca yiyebilirsiniz. Üstelik lahana turşusu taze lahanadan çok daha besleyici bir gıdadır. Örneğin probiyotiklerden vitaminlerden ve sindirici enzimlerden son derece zengindirler. Bir porsiyon turşudan 10 trilyon probiyotik alabilirsiniz. Halbuki en güçlü probiyotik preparatı bile nadiren 10 milyar koloniden fazlasını içerir. Sindirim enzimleri sindirime yardımcı olurken birçok toksinin de nötralize edilmesini sağlarlar. Betainden (DMG) zengin olduğu için pancar turşusu özellikle otistikler için çok faydalıdır. Turşunun aşırı tuzlu olmamasına dikkat edin.

 

SİRKE

  • Sirke (özellikle halis üzüm sirkesi ve biraz pahalı olan balzamik sirke), nar ekşisi, şalgam suyu ve meyan kökü suyu çok yararlıdır. Mantar efeksiyonu olanlara sirke verilmelidir.

 

TUZ

  • Böbreklerimizin günlük tuz süzme kapasitesi cinsiyete, yaşa ve kişinin yapısal özelliklerine göre 5 gr ile 7 gr arasındadır. Fazla su tüketenlerde ve kristalize tuz tüketenlerde kapasite daha yüksek olabiliyor.
  • Tuz kısıtlamasının tansiyon düşürücü etkisi ihmal edilecek kadar azdır.
  • Yaygın kanının aksine yapılan çalışmalarda tuz kısıtlaması yapılan hastaların, yapılmayanlara oranla daha fazla enfarktüs geçirdikleri, diyabet oldukları ve yaşam sürelerinin kısa olduğu gösterilmiştir.
  • Tuz eksikliği iştahsızlık, konsantrasyon azlığı, dikkat eksikliği, yorgunluk, baş ağrısı, uyku bozuklukları, tükenmişlik hissi, ağız tadının bozulması ve susuzluk hissi gibi belirtilere de yol açabilir. Birçok insanda bu belirtiler olabiliyor, ama bunlar nadiren tuz eksikliğine bağlanıyor.
  • Rafine tuzların %97.5’i sodyum klorür; geri kalan %2.5’inde iyot ve nem soğurucu kimyasallar var. Bu kimyasallar tuzun serpilmesini kolaylaştırıyorlar, yani akıcılığını artırıyorlar. Başlıca nem soğurucular kalsiyum karbonat, magnezyum karbonat ve Alzheimer hastalığına da yol açtığı söylenen alüminyum hidroksittir.
  • Doğal kaya tuzunun %84’ü sodyum klorür; geri kalan %16’lık bölümünü lityum, fosfor, selenyum, magnezyum, kalsiyum, vanadyum gibi doğal mineraller oluşuyor.  Doğada bulunan 94 elementten soy gazlar hariç tüm elementler (84 element) doğal tuz kristalinde mevcut. İnsan bedeni de tuz gibi 84 elementten oluşmaktadır. Yani doğal tuz mineral ihtiyaçlarımızın tamamını sağlıyor. İşin kötü yanı doğal tuz dışında bazı doğal mineralleri alacağımız doğru dürüst bir kaynak yoktur.

 

 

İşlenmiş gıdalara neden tuz konuyor?

Buzdolabının olmadığı devirlerde yiyecekleri kokuşmadan saklamanın başlıca yolu tuzlama idi. Çünkü tuz kokuşma yapan bakterilerin yaşamasına izin vermiyor. Günümüzde soğuk hava depoları ve kimyasal koruyucularla bu ihtiyaç büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Ama yine de paketlenmiş gıdalara çok miktarda tuz konuluyor. Çünkü tuzun gıdaların raf ömrünü artırması dışında başka özellikleri de var. Çünkü tuz olmazsa doğal yapısı değiştirilmiş o tatsız yiyecekleri kimse yemiyecektir. Tuz bunlara tat katmanın en ucuz yolu. Tuz ayrıca iyi bir stabilizatördür. Paketlenmiş gıdaların içindeki unsurların bir arada durmasını, dağılmamasını sağlıyor.

  • Raf ömrü artırılmış yiyeceklerin içinde sadece sodyum klorür yok, başka sodyum bileşikleri de var; monosodyumglutamat, sodyum bikarbonat (yemek sodası), sodyum nitrat ve sodyum sakarin gibi. Bu durum farkında olmadan tükettiğimiz tuzun aşırı miktarlara (20 grama kadar) çıkmasına neden oluyor. Bu sodyum bileşiklerinin tuz tadında olmaması nedeniyle tuzlu bir şey yediğinizi de anlamıyorsunuz. Ayrıca bu katkıların çoğu sağlığımız için sakıncalı.
  • Rafine tuz yerine işlenmemiş doğal tuzları kullanın (örneğin turşu kurduğunuz kaya tuzları, deniz tuzu). Kaya tuzları yüz milyonlarca yıl önceki denizin tuzları olduğu için çok daha az ağır metal ve toksin içerir. Himalaya tuzu da kaya tuzudur, pahalı olması dışında bizim kaya tuzumuzdan bariz bir farkı yoktur.
  • Doğal tuzların içinde iyot yoktur. Eğer bir iyot eksikliği bölgesinde değilseniz tiroid eksikliği sorunu genellikle olmaz. Havadaki iyot bile size yeterlidir. Tereyağının da iyi bir iyot kaynağı olduğu unutulmamalıdır. Zaten son yıllarda, tuzlar iyotlanmaya başlandıktan sonra Hoshimototiroidit denilen tiroid hastalığında –ki bu hastalık da tiroid eksikliğine neden oluyor- muazzam artış olmuştur. Bu artışta iyotlu tuzların önemli bir rolünün olduğu düşünülmektedir.

 

Baharatlar

  • Baharatlar içerdikleri vitamin, mineraller ve antioksidanlarla kronik hastalıkların korunma ve tedavisinde oldukça yararlıdırlar. Aşağıdaki karışımlar bunlara örnektir.

Yoğurtlu baharat karışımı

Bir kâse kadar ev yoğurdu içine aşağıdakileri koyarak tüketin

  • 1 tatlı kaşığı zerdeçal tozu
  • 1 tatlı kaşığı çekilmiş keten tohumu
  • 1 çay kaşığı çekilmiş kara üzüm çekirdeği
  • 1 çay kasığı çekilmiş ısırgan otu tohumu
  • 1 çay kasığı zencefil
  • 1 çay kasığı tarçın
  • 1 çay kasığı çörek otu
  • 1 çay kasığı polen
  • 2 diş ezilmiş sarımsak (isteğe bağlı)

 

Zeytinyağlı baharat karışımı

  • 1 kâse sızma zeytinyağı içine
  • 1-2 çay kaşığı kırmızı pul biber
  • 1-2 çay kaşığı kekik
  • 1-2 çay kaşığı fesleğen kurusu
  • 1-2 çay kaşığı nane kurusu

 

ŞEKERLER

  • Rafine şekerler(çay şekeri, früktoz) ve bunlarla yapılan yiyecekler (reçel, pasta, bisküviler, gofretler, baklava, revani, kadayıf vb) yasaktır. Kendi şekeri ile yapılan köy pekmezleri ve Maraş usulü az şekerli dondurmalar az miktarda yenilebilir.

 

BAL, PEKMEZ

  • Bal halis ise şifa verir. Polen ve arı sütü de son derece faydalıdır. Günde bir iki çay kaşığı yenilebilir.
  • Alelade ballar, her çeşit reçel ve pekmez aşırı şeker içerdiğinden yenilmemelidir.
  • Piyasadaki yarısından fazlası doğal değildir.
  • Pekmez kendi şekeri ile yapılmış olsa da fazla tüketilmemelidir.

 

ÇİKOLATA

  • Haftada bir iki kere orta boy, sütsüz ve kakao oranı yüksek (bitter) ve kaliteli çikolata yenilebilir. Sütlü çikolataların (kahverengi) şeker içeriği çok yüksektir.
  • Çikolata kadınlarda adet öncesi dönemde görülen depresyonu azaltır (en iyi magnezyum kaynağı).

 

MEŞRUBAT

  • Her türlüsü yasaktır. Evde yapılan taze meyve suyu (posası ile birlikte) içilebilir. Ama yine de meyveyi bütün olarak lifleri ile birlikte yemek çok daha iyidir.
  • Meşrubat olarak ayran, kefir, boza, şalgam suyu veya meyan kökü suyu içebilirsiniz.

 

Enerji içecekleri

  • İçerdikleri temel maddeler şeker ve kafeindir. Başlangıçta reaksiyon hızını biraz artırırsa da daha sonra bu fark da ortadan kalkar.
  • Şeker içeriğinin yüksek olması uzun vadede insülin direnci ve buna bağlı hastalıkları artırır. Bu arada enerjinizi azalmasına yol açar. Enerjisini artırmak isteyen çocuk uyuşturucu da kullanabilir.
  • Enerji içeceklerini içmeden önce enerjinizin niçin azaldığını araştırın!!!

 

TATLANDIRICILAR

  • Tatlandırıcılar ve bunlarla yapılmış diyet ürünleri yenilmemelidir.
  • Aspartam(Canderel ®, Sanpa®, Aspartil®, Diyet-Tat®, Nutra-tat®
  • Ayrıca diyet kola,  şekersiz sakız, birçok diyet yiyecek içinde bulunur)

 

Aspartamın formülü

  • Aspartik asit (%40)
  • Fenilalanin (%50)
  • Metil alkol(=ispirto) (%10): Kanserojen formole dönüşür

ASPARTAM’IN ZARARLARI

Baş ağrısıUnutkanlık

Eklem ağrısı

Bulantı

Uyuşukluk

Kas spazmları

Şişmanlık(!!!)

Döküntü

Migren

Depresyon

Yorgunluk

Huzursuzluk

Görme kaybı

İşitme kaybıÇarpıntı

Soluk zorluğu

Korku atakları

Ağzı dolanma

Tat Kaybı

Tinnitus

Baş dönmesi

Parkinson

Mültipl skleroz

Kanser

Sara

Uykusuzluk

 

Aspartam içeren maddeler

Canderel®, Sanpa®, Aspartil®, Diyet-Tat®, Nutra-tat®.

‘Layt’ kolalar ve diğer diyet ürünleri, bazı şekersiz sakızlar, birçok ilacın içinde tatlandırıcı olarak…

Tatlandırıcılar kalori içermemelerine rağmen insülin salgısını artırarak şişmanlamaya neden olmaktadır!!!

 

SU

  • Günde 6-8 büyük bardak su için. Suyu birden bire değil yudum yudum için.
  • Bir insanın susuzluk hissi ile su ihtiyacını ayarlayabileceği düşüncesi, çocukluk çağı için doğru olsa da diğer yaşlar için geçerli değildir. Susuzluk hisleri önemli ölçüde köreldiği için yaşlıların farkına varmadan susuz kalma tehlikeleri büyüktür. Mide ülseri, reflü, başağrısı, astım, alerji, hipertansiyon ve kabızlık gibi hastalıkların oluşumunda gizli su kaybının önemli bir rolü vardır.
  • Meyve suyu, meşrubat, gazoz, bira gibi, şekerli çay gibi sıvılar yoğun karbohidrat içerikleri nedeni ile su ihtiyacını artırırlar.
  • Şekersiz çay ve kısmen de ayran, kefir gibi fermente içecekler, sıvı ihtiyacını artırmadığı gibi, sıvı ihtiyacınızı da karşılar.
  • İdrarınız koyu ise yeteri kadar su içmiyorsunuz demektir. İçtiğiniz su aşırı soğuk olmasın.
  • Suyun pH’sının alkali olması gerekir (tercihan pH:7.5-8.5 arası).
  • Yemekle birlikte su içmeyin, çünkü bu su sindirim sıvılarını seyrelterek etkilerini azaltır. Yemekten yarım saat önce veya sonra su içebilirsiniz. Uykudan önce bir ya da iki bardak su içilmelidir.
  • İlk seçenek çeşitli minerallerden zengin olan doğal kaynak sularıdır. Ama sudan emin değilseniz;
  • İstanbul’daysanız kirli depodan geçmemiş ve dinlendirilmiş (klor nedeni ile) şebeke suyu içiniz. Çünkü her ay en az 30 parametresi (arsenik dahil) bakılıyor.
  • Suyun ağzının açık kalmasıyla 1 saat içinde klorun büyük bir kısmı uçar.  Su tercihan küpte dinlendirilmelidir.
  • Bu suyu kullanmak istemiyorsanız, suyunuzu filtreden geçirin. Fakat bu işlem faydalı minerallerin kaybına da sebep olabileceği için tuz olarak minerallerden zengin kaya tuzu kullanın.
  • Maden suları  (sodası değil!) minerallerden zengindir ve son derce faydalıdır.  Bazı böbrek hastaları dışında istenildiği kadar içilebilir. Birçok Avrupa ülkesinde insanlar normal sudan çok maden suyu içerler.

Marka

  • Munzur- 8.45 pH
  • Kardelen Mineralli- 8.30 pH
  • Niksar- 8.30 pH
  • Saka- 8.10 pH
  • Nestle- 8.10 pH
  • Pınar- 8.00 pH
  • Aytaç Doğal Mineralli Su- 8.00 pH
  • Kardelen- 8.00 pH
  • Hayat Sakarya- 7.80 pH
  • Dia Doğal Kaynak Suyu- 7.75 pH
  • Erikli- 7.57 pH
  • Abant- 7.47 pH
  • Buzdağı- 7.40 pH
  • Sırmakeş- 7.15 pH
  • Pınar Madran- 6.90 pH
  • Koru- 6.88 pH
  • Nestle- 6.80 pH
  • Özkaynak- 6.65 pH
  • Sırma- 6.60 pH
  • Sultan- 6.60 pH
  • Taşdelen- 6.60 pH
  • Hamidiye- 6.60 pH
  • Dağdelen- 6.24 pH
  • Kolalar- 3.40 pH

 

 

 

PİŞİRME ŞEKLİ

 

  • Yemekler kendi suyunda ağır ağır pişirilmeli; geleneksel yöntemler (buğulama, buharda pişirme) yanında turbo fırınlar da kullanılabilir. Böylece besin öğeleri fazla zarar görmezler.
  • Hızlı pişirme yöntemleri (mikrodalga gibi) besin kayıplarına yol açar; ayrıca kanserojen olabilirler.
  • Dondurulmuş yiyecekleri fazla tüketmeyin.
  • Konserve yiyecekleri ise mümkünse hiç yemeyin (ev konserveleri hariç).

 

PİŞİRME KAPLARI

 

  • Daha çok toprak (güveç), cam ya da bakır kapları tercih edin.
  • Emaye ve çelik tencere daha sonraki tercihlerdir.
  • Teflon ve alüminyum kesinlikle kullanılmamalıdır.
  • Plastik ve streç folyo içerisindeki ürünleri asla mikrodalga ile ısıtmayınız.

 

DİŞ TEMİZLİĞİ

 

  • Her yemekten sonra, mümkün değilse yatmadan önce dişinizi 2-3 dakika fırçalayınız ve macunu yutmayınız.
  • Diş temizliğinde önemli olan mekanik etkidir  (fırçalama) macunu bir faydası yoktur, toksik maddeler de içerebilir.
  • Çocuklarda yutmayacaklarından emin oluncaya kadar florlu diş macunu kullanmayınız.
  • Sodyum florürtoksik olduğu için çocuklara flor tableti takviye etmeyin.
  • Yiyecek ve içeceklerdeki flor (kalsiyum florür) doğal olup, toksik değildir.
  • Florun diş çürüklerini azaltmadığını gösteren çok sayıda araştırma vardır.
  • Misvak: Salvadorapersika (Erak ağacı) kokusu güzel, meyvesi yenen bir bitkidir. Eski asırlardan beri insanlar tarafından kullanılan bu fırça, macunu içinde olan bir fırçadır. Aldığınız misvağı uç kısmından itibaren 2-3 santim suda kalacak şekilde suyun içinde 2.5-3 saat bekleterek ucunu yumuşatın. Dış kabuğu soyunuz. Misvağın ucunu açmak için ucuna temiz bir poşet takın ve kerpeten ile sıkın açılmaya başlayacaktır. Fakat aynı yerden fazla sıkmayın telleri kopartabilirsiniz.
  • Diş çürüklerinin en önemli nedeninin unlu ve şekerli gıdalar olduğunu unutmayın.
  • Yarı sert ve sert gıdaları yemenin çocuklardaki diş gelişimini olumlu yönde etkilediğini ve sıvı gıdaların ise sağlam diş gelişimini önlediğini unutmayın.

 

Hareket

  • Günde en az yarım saat zaman zaman hızlanarak yürüyüş yapılmalı ya da yavaş koşulmalı ve merdivenler çift çift çıkılmalı. Monoton hareketlerden kaçınılmalıdır.
  • Günde en az 3-5 dakika kültür -fizik hareketleri yapılmalıdır (özellikle bel ve boyun kaslarını çalıştırın).
  • Yorgun düşüren hareketlerden kaçınılmalıdır. Egzersiz ağırlığı tedricen artırılmalıdır.
  • Hedefinizi iyi seçin. Birkaç dakikada olsa her gün yapabileceğiniz egzersizleri yapın.
  • Hava kirliliği olan yerlerden mümkün olduğunca uzaklaşın.
  • Derin temiz hava soluyarak hücrelerinizdeki oksijeni artırarak onları gençleştirin.

 

Güneşlenme

  • Güneşli havalarda en az yarım saat (gözlüksüz olarak) güneşe maruz kalınmalı (11.00-13.00 arası).
  • Güneş ışınları daha rahat uyumanızı sağlar, depresyonu azaltır ve D vitamini sentezini artırır.
  • D vitamini kemik hastalıklarına, romatizmal hastalıklara, kansere (deri kanseri dahil!) ve çeşitli müzmin hastalıklara karşı koruyucudur.
  • Yazın mayo ile güneşlenirken başlangıçta güneşte fazla kalmayın.
  • Dengeli şekilde yanın, haşlanmayın!

 

Uyku

  • Mümkünse 22.00’den önce yatın. Ayağınızı sıcak, başınızı serin tutun.
  • 5 saatten az 10 saatten fazla uyumayın.
  • Yeterli süre uyumanıza rağmen yorgun kalkıyorsanız nedenini araştırın.
  • Uykudan 1-2 saat önce televizyon izlemeyi bırakın.
  • Taş devri diyetini uyguladıktan en çok bir-iki hafta sonra yorgunluğunuz ortadan kalkar. Kendinizi gençleşmiş hissedersiniz ve daha erken uyanırsınız.

 

ÖZELLİKLE ÖNERİLEN BESİNLER (ANTİOKSIDANLAR)

 

Mercimek, kuru fasulye, nohut, taze fasulye, bezelye vb.

  • Ceviz, fındık, fıstık, badem vb. sert kabuklu meyveler
  • Turunçgiller, kayısı, karadut, kızılcık, kiraz, vişne, kuş üzümü, kırmızı ve kara üzüm, diğer meyveler
  • Lahanalar, karnabahar, ıspanak, pazı, turp ve pancar yaprakları, şalgam, hardal yaprağı, nane, maydanoz vb. yabani yenebilen otlar
  • Sarımsak, soğan, pırasa

 

Selenyum kaynakları

  • Kabuklu kuru yemişler
  • Et
  • Yumurta
  • Karaciğer

 

AĞIR METALLER-OTİZM

 

Yaşam boyunca pek çok kaynaktan ağır metal ve toksinlerin alınması söz konusudur ve sanayileştikçe de bu kaynakların sayısı artmıştır. Bu metal ve toksinlerin vücuttan uzaklaştıran mekanizma genetik olarak belirlenir ve kişiden kişiye değişir.Bu mekanizma nüfusun %65’inde iyi çalışır; %32’sinde yavaş çalışır; %2.5’sinde ise çok yavaş çalışır.

 

Doğuştan gelen bir sorunu olmayan çocuklar bunları vücutlarından büyük ölçüde atabildikleri için fazla etkilenmemektedirler. Bu sistemin aksaması otizme yatkın olarak doğan çocukların (nüfusun %2.5’si) beyin, karaciğer, böbrekler, bağırsaklar, kemik iliği ve kaslar gibi organ ve dokularında zehirleyici etkilere sahip cıva, kurşun, arsenik vb. ağır metallerin birikmesine yol açmaktadır.

 

Tehlikeyi azaltmak için bazıları aşağıda belirtilen ağır metallerden mümkün olduğunca kaçınmalıdır.

 

Cıva kaynakları

  • Egzoz gazları ve kirli hava
  • Böcek ilaçları
  • Amalgam diş dolguları
  • İçme suları
  • Keçe
  • Kulak ve burun damlaları
  • Bazı aşılar (grip)
  • Kan grubu uyuşmazlığını önleyen ilaçlar
  • Kontakt lens solüsyonları
  • Çamaşır yumuşatıcıları
  • Deniz ürünleri
  • Talk pudrası
  • Kosmetikler (maskara)
  • Ahşap koruyucuları
  • Yer cilaları ve parlatıcıları
  • Piller
  • Cıvalı idrar söktürücüleri
  • Elektrikli aletler
  • Patlayıcılar
  • Fluoresan lambalar
  • Boyalar
  • Tarım ilaçları
  • Petrol ürünleri
  • Musluk suyu

 

Alüminyum kaynakları

  • Pişirme kapları
  • Folyolar
  • İçme suları
  • Antiasitler (mide ilaçları)
  • Aşılar (Pnömokok, Hepatit A, HPV)
  • Deodoranlar
  • Tamponluaspirin
  • Gıda katkıları
  • Rujlar
  • Konserve edilmiş asidik yiyecekler
  • Bazı ishal ilaçları
  • Bazı hemoroit ilaçları
  • İşlenmiş bazı peynirler

 

Kurşun kaynakları

  • Motorlu araçların yaydığı egzoz gazları
  • Kurşun borularla evimize ulaştırılan sular
  • Kalıcı rujlar
  • Vinil okul çantaları
  • Ders araçları,
  • Duvar boyaları
  • Tekstil boyaları
  • Oyuncaklar
  • İçme suları
  • Dökum demir
  • Kirli hava
  • Porselen veya çelikten yapılmış banyo küvetleri
  • Piller
  • Konserve gıdalar
  • Kimyasal gübreler
  • Toz
  • Endüstriyel bölgelerde yetişmiş gıdalar
  • Saç boyaları
  • Kurşunlu cam
  • Böcek öldürücüler
  • Sigara dumanı

 

Arsenik kaynakları

  • Kirli hava
  • İçme suyu
  • Balıklar
  • Böcek öldürücüler
  • Tarım ilaçları
  • Endüstiriyel et ürünleri
  • İşlenmiş bazı metaller
  • Deniz ürünleri
  • Özel cam ürünleri
  • Tahta koruyucuları

 

Kadmiyum kaynakları

  • Sigara dumanı
  • Kirli hava
  • Kadmiyumlu topraklarda yetişen bazı meyve ve sebzeler
  • Böbrek, karaciğer, tavuk gibi et ürünleri
  • Böcek öldürücüler
  • Karayollarındaki tozlar
  • Nikel-kadmiyumlu piller
  • Boyalar
  • Fosfatlı gübreler

 

Nikel kaynakları

  • Elektrik düğmeleri
  • Aydınlatma gereçleri
  • Seramik
  • Kakao
  • Soğuk saç perması
  • Yemek pişirme kapları
  • Kozmetik ürünler
  • Metal paralar
  • Diş malzemeleri
  • Bazı çikolatalar
  • Margarinler
  • Endüstriyel alanların
    yakınında üretilmiş gıda ürünleri
  • Saç spreyleri
  • Endüstriyel atıklar
  • Süs eşyaları
  • Metal rafinerileri
  • Metal eşyalar
  • Nikel-kadmiyum piller
  • Ortodonti malzemeleri
  • Şampuanlar
  • Musluk suyu
  • Fermuarlar
  • Sigara dumanı

 

 

Ağır metalin vücuttan uzaklaştırılması

  • Glütensiz-kazeinsiz-sütsüz diyet
  • Yararlı bağırsak mikropları (kefir, ekşiyen yoğurt, turşu vb)
  • C vitamini
  • Çinko
  • Glütatyon düzeyinin yükseltilmesi (metilB12, foli(ni)k asit, trimetilglisin, n-asetilsistein, glütatyon, selenyum)
  • Soğansı yiyecekler (sarımsak, soğan, pırasa vb) içerdiği kükürt ile ağır metalleri uzaklaştırır.
  • Magnezyum sülfat banyosu

Klorofilden zengin yiyecekler (Klorella, NDF, spirullina, mavi-yeşil alg, buğday çimi, arpa çimi, deniz börülcesi)

 

ÇİMLENDİRME
Işık geçirmeyen, kapaklı, yayvan bir cam kap, yoksa plastik dondurma kutuları kullanın. 1 avuç mercimeği (nohut, fasulye, ya da buğday da olabilir) kabın içine koyun, üzerini örtecek kadar su koyun, karanlık bir yerde 1 gün tutun.

 

24 saat sonra suyu süzüp taze su koyun ve onu da süzün. Bu işlem mercimeği çürümeden ıslak bir şekilde tutmanızı sağlayacaktır.

 

Her gün mercimeği yıkayıp suyunu süzün. Kabın kapağını kapatırsanız mercimeklerin kurumasını önlersiniz. Birkaç günde mercimek çimlenir. Bitkisi 1-2 cm büyüyünce yenebilir. Sıcak ve karanlık ortamda hızla büyüdüğünden buzdolabında tutun.

Çimlenmiş bitkinin üzerine limon sıkıp veya salatalarınızda kullanabilirsiniz.

 

Epsom tuzu (magnezyum sülfat) banyosu

  • Sülfatlar ağır metal temizliğine yardımcı olur, bağışıklık sistemini güçlendirir.
  • Otistik çocukların çoğunda hem magnezyum hem de sülfatlar düşüktür.
  • Magnezyum sülfat suya koyulduğunda magnezyum ve sülfata ayrışır.
  • Her iki molekülde deriden emilir. Sülfatın etkisi 7-8 saat kadar sürer.
  • Magnezyum sülfat tozunu kaynar suda iyice eritin.
  • Küvetin içine dayanılabilecek kadar sıcak su koyun ve içine magnezyum sülfatlı suyu ilave edin.
  • Başlangıçta yarım çay bardağı magnezyum sülfat tozu kullanın ve daha sonra tolere ettikçe 1-2 çay bardağına kadar çıkın.
  • 6 yaşın altında 1 bardak, üstünde 1.5-2 bardak kullanın
  • Yan etkiler: Huzursuzluk ve hiperaktivite olursa dozu azaltın. Banyo suyu yutulursa ishal yapar.
  • Küvet içinde en az 20 dakika kalınmalıdır.
  • Banyodan sonra isterseniz durulanmayabilir ve kurulanmayabilirsiniz.
  • Magnezyum sülfat deride beyaz toz şeklinde kalır ve etkisi devam eder.
  • Önce haftada 1 kez banyo yapılır. Alıştıkça haftada 2-3 sefere çıkılabilir.
  • Magnezyum sülfat kimya ve ecza depolarında kilo ile satılır.

DMSA uyarılmış idrarda ağır metal analizi

  • Gece son idrarını yaptırınız
  • Kilogram başına 30 mg miktarda DMSA’yi tek seferde, değil ise en geç 5-10 dakika içinde  ağızdan veriniz (1  kapsülünde 100 mg bulunur).
  • Kapsül alamıyorsa, kapsülleri açıp içeriğini asitli olmayan herhangi bir gıdaya karıştırarak verebilirsiniz.
  • Eğer çocuğunuz bez kullanıyor ise ayni şekilde gündüz idrar toplayabilirsiniz. Bunun için eczanelerde satılan idrar toplama torbalarını kullanabilirsiniz.
  • DMSA verildikten sonra idrar toplanması için gerekli süre 6 – 9 saattir. İlk 6 – 9 saat boyunca yapılan tüm idrarları bir arada toplayınız ve bu karışımdan alınanı temiz bir kaba koyarak laboratuara yollayınız.
  • Örneği aldığınız tarihi ve numune toplama süresini belirtiniz.
  • Hasta bilgilerini (adı – soyadı – doğum tarihi – adresi – boyu – kilosu) belirtiniz

ÖNEMLİ BİLGİLER

Otizm için bilgiler: www.beslenmebulteni.com

 

Aileler arası haberleşme:

aba-turkce@yahoogroups.com

 

Keçi sütü, yoğurdu, kefiri ve peyniri temini

www.bolana.com.tr (Bolu)

http://www.aoc.gov.tr/ (Atatürk Orman çiftliği)

www.radoha.com (Bursa) 0224 254 29 93

 

Glütensiz ürünler için (süt içerip içermediğini öğrenin)

 

Glutensiz ekmek, un, kurabiye İSTANBUL HALK EKMEK FABRİKALARI A.Ş.
Esentepe Mah. 2942 Sok. No.176

Sultangazi./ İstanbul, Tel: (0212) 476 00 90

(kargo ile gönderebiliyorlar)

 

Otistikler için vitamin-mineral ve diğer takviyeler, DMSA, NDF, Naltrekson, probiyotkvb bulunan eczaneler

 

Nimet Eczanesi

Davutpaşa Mah. Kocamustafa Paşa Cad. No:112/A Cerrahpaşa: 0212 585 22 58

 

Şifa Eczanesi: 0212 586 48 72 (Cerrahpaşa Hastanesi Karşısı)

 

Sönmezoğlu Eczanesi: 0212 529 66 63 (Cerrahpaşa Hastanesi Karşısı)

 

Rebul Eczanesi 0212 251 31 42 (İstiklal caddesi-Beyoğlu)

 

 

KİMYA DEPOLARI

Askorbik asit (C vitamini) ve magnezyum sülfat toz

Askorbik asit için 1 silme çay kaşığı toz = 1 gram

 

Balmumcu Ticaret

Rahvancı sokak No: 6, 34112 Eminönü, İstanbul (0212 522 07 10)

Aksaray Ecza Deposu

Küçük Langa caddesi. No 124 Aksaray- Küçük Langa(0212 588 34 08)

 

 

Serebrolizin

 

http://www.pharmacy1010.com/search_result.asp

 

Ağır metal testi

(Adli Tıp Enstitüsü- Cerrahpaşa Tıp Fakültesi)

0212 588 08 80

 

 

HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİ MERKEZLERİ

ADANA Hiperbarik Oksijen Tedavi ve Yara Bakım Merkezi : Belediye Evleri Mah. Turgut Özal Blv. 84282 Sok. No: 11 ADANA, Tel: 0322 248 85 30

 

Özel FORA Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi
ZiyabeyCd. 5. Sk. 4B/5, Balgat/ ANKARA, Telefon: 0312 285 58 75.

 

HIPEROX Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi

Demircikara Mah. Avni Tolunay Cad. No:46, ANTALYA, Tel: 0242 322 00 99

 

Özel NEOKS Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi
Zübeyde Hanım Cad. Ince Sok. No:7 BURSA
Telefon: 0224 233 05 00

 

Özel OKSİPOL Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi
Sahray-ı Cedit Mahallesi Derya Sok.No:11/A
KADIKÖY / ISTANBUL, Telefon: 0216 360 13 60

Göztepe AYMED Hiperbarik Oksijen Tedavi ve Yara Bakım Merkezi

Şair Arşi Cad. Sayım Sok. Num:4/2KADIKÖY / İSTANBUL Telefon: 0216 363 63 03

 

ANADOLU Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi

Cevizli Mah. Bağdat Cad. 613/1 MALTEPE / İSTANBUL, Telefon: 0216 383 12 98-99

 

HİPERMER Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi

Sıracevizler Cad. Esen Sok. No:6/16 ŞİŞLİ / İSTANBUL, Telefon: 0212 368 84 74

 

HİPERMER Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi

İzzettin Çalışlar Cad. Hami Botasun Apt. No:42/2

BAHÇELİEVLER / İSTANBUL

Telefon: 0212 644 90 99

 

OKSİMER Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi

Haseki Cad. No:26/1 , FATİH / İSTANBUL

Telefon: 0212 632 71 71

 

OKSİMER Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi

Mustafa Kemalpaşa Mah. Karataş Sk. No: 39/A

AVCILAR / İSTANBUL, Tel: 0212 428 57 57

 

GATA Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi
Tıbbiye Cad. Haydarpaşa

ÜSKÜDAR / ISTANBUL
Telefon: 0216 542 20 20

 


Hisar IntercontinentalHospital – HBO Tedavi Ünitesi
Alemdağ Cad. Site Yolu No: 7 – 9 34768

ÜMRANIYE / ISTANBUL
Telefon: 0216 524 13 00 – 444 5 888

 

 

Istanbul Üniversitesi Istanbul Tıp Fakültesi
Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi

Çapa-FATIH / ISTANBUL, Telefon: 0212 531 26 25

 

 

Med-Ok Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi
Arpa Emini Mah. TatlıpınarCad. No:7/1-2

FATIH / ISTANBUL, Telefon: 0212 635 82 55

 

 

Özel IstanbulHiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi
Talatpaþa Mah. Aydoğan Cad. No:2

KAĞITHANE / ISTANBUL, Telefon: 0212 222 20 94

 

 

Özel Can Hiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi
108 Sok No:16 Menderes Mah, Buca / IZMIR

Tel: 0 232 440 90 10

 

 

Özel NeoksHiperbarik Oksijen Tedavi Merkezi
Ankara Cad. No:197 , Bornova / İZMİR

Telefon/Faks: 0232 374 72 22

 

 

ÜLKEMİZDEKİ OTİZM İLE İLGİLİ VAKIF VE DERNEKLER

 

 

HAZIRLAYAN: Prof. Dr. Ahmet Aydın

 

Şahsi sorular için (besahmet@yahoo.com)

Şahsi sorularınızı yazarken çocuğunuzun yaşını, kilosunu ve kullandığı ilaçları bildirin.

 

 

 

Share on Facebook4Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on Tumblr0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this pageHemen Paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*